22 Ekim 2014 Çarşamba

hikaye

Hikayesi olan parçalara bayılırım ben. Özellikle takılar benim için en eşsiz hediyedir; büyük büyük annanenin küpesi, yüzüğü veya saati diye bahsedilir ya:)
Düşünsenize o kadar yıl başka bir tende sergilenmiş, sevgiyle taşınmış sonra da size hediye edilmiş. Varsa böyle hediyeleriniz kıymetini bilin;)

Niyeyse su yeşili de bana öyle bir renk gibi gelir. Son derece nostaljik, son derece yaşanmışlık gizli bir renk değil mi sizce de? Sanki renkler miras bırakılabilir olsa o ilk sıralarda gelir...
Farklı bir huzuru var bu rengin. Öyle her kumaşa her modele her aksesuara da yakışmıyor. Anlayacağınız çok da kolay bir renk değil. Benim kombinimde öyle miras tadında bir parça yoktu ama zannediyorum ki bu elbiseyi kızıma ayıracağım:) Çok değişik formlarda, farklı renklerle kombinlemek mümkün kendisini. Kumaşı ise inanılmaz narin. Elbisenin kesimi ve modeli de oldukça şirin. Yıllara meydan okuyup kızıma kalabilecek bence, kendisine güveniyorum:)

Yeşili bir kenara bırakırsak bu aralar tabaya çok taktığımı fark etmissinizdir. Üzülmeyin yakında geçer, ne renkler geldi geçti Stileo'dan düşünsenize!!!
Kombinden keyif almanız dileğiyle:)












Elbise: Benetton
Trenchcoat+ clutch+ şapka ve kemer: Yargıcı
Gömlek: Stradivarius
Ayakkabı: Hotiç bir takipçimin isteği üzerine başka bir kombinde daha kullanmış oldum:) Umarım keyif alır
Saat: Festina
Küpe: Accessorize
Gözlük: Burberry
Yün Hırka: Mango (Yalnızca dekor oldu tıpkı madem gibi:)



20 Ekim 2014 Pazartesi

maskülen stileo

Bir duruşun olmalı hayatta,
bildiğinle, giyindiğinle...
ne içindeki çocuğu öldüreceksin, ne de onun şımarık ellerinde oyuncak olacaksın yani:)
yerine göre çocuk yerine göre yetişkin olacaksın ama illaki kendin olacaksın...
son zamanlarda çok takılır oldum bu konuya
Hangi marka giyindiğin önemli değil
üzerinden özen akmalı, temizlik metrelerce öteden okunmalı
önce kendine saygından sonra karşındakine saygından dikkat etmelisin kılık kıyafetine
Okuldan mezun olup yanıma gelen pırlanta gibi gençler olur
Görüşmenin içerisinde ilk dikkat ettiğim konudur, özen!
Zevkimizin örtüşmesi gerekmez; bir beyaz gömlek, ütülü bir kıyafet, taranmış saçlar yeter. Bayan dediğinde az biraz makyaj, erkek dediğinde kapalı üst gömlek düğmesi beklerim en azından:) Yaka bir yanda bağır gözler önünde olmasın mümkünse!
İster yüz yüze olsun görüşme, isterse çağımızın getirdiği diğer seçeneklerle (skype vs)...
Bu kuralım hiç ama hiç değişmez.
Özetle; sevgili gençler sevgili yaşıtlarım, iş görüşmelerine kaçıncı kez gidiyor olursanız olun her zaman hayatınızın işini bulacakmışsınız gibi gidin. Ve bulduğunuz işe hayatınızın işi gibi davranın. Temiz olun, özenli olun. İster her gün aynı kıyafeti giyinmek zorunda olun ister kombinlerin en görülmeyeni ile çıkın sahneye.  Ama unutmayın her gün çıktığınız o sahne sizin. Her ne kadar çerçevesi kurum tarafından belirlense de siz kendinizi oynuyorsunuz o sahnede.
Hadi bakalım buyurun yeni bir haftaya yeni bir Pazartesi'ye:)










Saçımın arkasını merak edecekler tanıyorum aranızda:) O nedenle ithaf edilir aşağıdaki fotoğraf onlara:)
Çok büyük bir beklentiniz olmasın neticede bir teyze, bir anane, bir hanımnene topuzundan bahsediyoruz hepinize:):)


Bu topuz için; Saçınız eğer düz değilse fön şart! Düz saçın iç taraflarına biraz krepe atıyorsunuz sonra saçı kulaklarınızın üstünden geçirip(sıkmadan) ensede lastikle topluyorsunuz. Sonra istediğiniz gibi üst ve yanları kabartabilirsiniz yani ne kadar teyze olacağınız sizin inisiyatifinizde:)Topladığınız at kuyruğu saçı da krepe yaparak karıştırıyor sonra da saat yönünde ( bu önemli! :) etrafında çeviriyorsunuz. Tel tokalarla oradan buradan sabitliyor yaptığınız saçla gurur duyuyorsunuz. Bakınız ne kadar da basitmiş:)

Pantolon: Sisley
Hırka: Yargıcı
Gömlek: Machka
Ayakkabı:İnci
Çanta: Matraş
Askı: Bir pasajdan alınan dede pantolon askısı
Aksesuarların tümü hediye

17 Ekim 2014 Cuma

kareli

Şimdi resimlere uzaktan baksanız başlığın resimlerle ne ilgisi var diyebilirsiniz
Ama benim bu ceketi sevme sebebimin astarı olduğunu ancak dikkatlice bakınca görebilirsiniz.

Kimin kimi, neyi seveceği hiç belli olmaz sevgili okur:) Ben bunu büyüdükçe anladım! Geç kalmayasın diye de seninle de paylaşıyorum.
Geçenlerde bir yerlerde okumuştum 'Herkesi sevecek biri muhakkak vardır. Belki herkesi herkes sevemez ama biri muhakkak sever.'
Konumuza dönecek olursam, kıyafetler için de durum aynı.
Misal ben! Çok nadir olmayarak ' bunu kim giyinir'diyorum, hooop dememe kalmadan bahsettiğim parçayı alıp kasada bekleyen kişinin arkasında kendimi buluyorum.Üstelik, her zaman da tarzını hiç beğenmeyeceğim kişiler olmuyorlar o tüketiciler. Bildiğin senden bendenler:)
Bir süre önce öyle düşünmemeye karar verdim. 'Bir süre önce' dediğim de bayaaaa oluyor:)
Böyle düşününce de stilimin özgürleştiğini fark ettim. Farklı kombinler yaratabildiğimi fark ettim.

Herkesin vücuduna, ruhuna yakışan bir stili muhakkak olmalı ve bunun için de 'Gardırop Piramidi'ni muhakkak oluşturmalı ama sitilini özgürleştirmek için de -giymem- diyebileceği parçalara da zaman zaman şans tanımalı.
Farklı giyiniyor, stil sahibi görünüyor olmak için illa ki herkesin Audrey Hepburn olmasına gerek yok:) O bir efsane olarak hafızalarda kalabilir.
Tabi ki beğendiğiniz ikonlardan, kombinlerden esinlenin ama lütfen kendinizden bir şeyler ekleyin. Misal benim gibi kombini çorbaya çevirmeyin :):)

Mutlu bir Cuma olsun mu?
Eh hadi bakalım bu seferlik de benim dediğim olsun; Cuma'mız mutlu kutlu hayırlı olsun:)






Not: Eylül ayı Women's Health de çıkan yazım 'Gardırop Piramidi'ni muhakkak sizlerle paylaşacağım. Sadece uygun kombini hazırlamayı bekliyorum. Dergiye ulaşamamış olanları tabi ki de unutmuş değilim.

Ceket: Twist (Eski sezon)
Pantolon: Zara
Kemer: Yargıcı
Ayakkabı: İnci
Gömlek: Beymen Club
Saat: Micheal Kors

15 Ekim 2014 Çarşamba

hırka

Hiç bu zamana kadar 'hırka' ismini yazmadığımı fark ettim.
Hem dilimde hem giyimimde çok kullanmama rağmen neden kalemimden geçmemiş bu isim, hiç bilmiyorum.Severim hırkaları! Onlar kombinlerimin sonbahardaki tamamlayıcıları. Tıpkı yemeğin yanındaki makarna, (kepekli pirinçle yapılmış!)pilav gibi.
Hırkayı hiç yazmamış olmam çok önemli mi? Aslında hayır. Demek ki sırası değilmiş ki yazmamışım.
Her şeyin bir sırası yeri olduğuna inanırım.
Ve bu aralar oldukça şaşkınım.
Hiç sırası olmayan şeyleri yaşamıyor muyuz sizce de?
Hiç bir zaman sırası gelmemesi gereken konular değil mi bunlar?
Şaşırıp kalıyorum...
doğaya bakıyorum misal,
'sen bunu hak etmiyorsun' diyorum. 'Bizden beklentin bu değil biliyorum' diyorum
Enerji dolu, huzur dolu günler diliyorum ve beyaz beyaz hayaller kuruyorum...
Sonra hava serinlemeye başlamışken baş gösteren doğanın o kucaklayıcı renginden olan hırkama sarılıyorum. Güvende hissediyorum.
İnsanın doğduğu andaki ilk ihtiyacından bahsediyorum. Tüm canlılar için güven istiyorum.
Gündemin bu kadar can sıkıcı olduğu, kaygı verici olduğu bu günler için belki post yazmak çok yeri değil biliyorum. Ama içimizden gelmeyen bir çok şeyi yaptığımızı düşününce, yazmaya karar veriyorum.
Basit şeyleri düşünebileceğimiz, huzurdan dört köşe olduğumuz gündemleri paylaşmak dileğiyle...
Bu arada sizce de doğa en güzel halinde değil mi bu aralar, sizce de beyaz ile taba çok yakışmamış mı birbirine?
Sevgilerimle











Beyaz Gömlek: Beymen
Etek: Stradivarius
Hırka: Stefanel
Kemer: Mango
Ayakkabı ve bot: Hotiç
Çanta: Matraş
Yaka aksesuarı: Suare Butik 'keşke kapanmasaydı:('


9 Ekim 2014 Perşembe

bu sabah

bu sabah bir farklı uyanayım istedim
tüm Dünya'da çocuklar mutlu olsun, sağlıklı olsun, tok olsun istedim
madem gri yattık turuncu, sarı uyanalım istedim
şükür yine uyandık bu sabah
ama...
yine havada gri,
bende ise griye rağmen baş gösteren içimin, çocukluğumun rengi...
İnsanın içinden ne giyinmek ne işe gelmek geliyor diye düşünenlerdenim, evet.
Ama yine de sırf umut olsun diye renklenenlerdenim ben.
Bana ve beni görenlere iyi geldiğini hissettiğim için yazıyorum bugün
Her şey güzel olsun, sarı olsun,mavi olsun, yeşil olsun, turuncu olsun ama ille de barış olsun istiyorum
Renkliliği, farklılığı, insan gibi insan olanı seviyorum