26 Ağustos 2015 Çarşamba

deniz kızı

Merhaba süslü takipçilerim,
süslüsünüz tabi! Süslü olmasanız beni neden takip edesiniz:):)
Bugün tam size göre bir kombin getirdim:) Yorum yapmak, yerden yere vurmak ama her şeye rağmen beni sevmek serbest:)
Neticede sevgi şart!
Biliyor musunuz,
Küçükken deniz kızlarını gerçekten var zannederdim. 'Ne kadar güzeller'diye düşünmeme rağmen hep üzülürdüm onlar için. Hatta ettiğim dualarda (hani şu yatmadan yatakta oturup minik ellerini havaya kaldırıp mırıl mırıl sonsuz dileklerde bulunduğun duaları düşün! hıh işte onu diyorum) 'Allah'ım lütfen onlara yardım et, yüzmek çok güzel ama eğer olur da bir gün yürümek isterlerse lütfen onları da yürüt' derdim. Hahahaha duanın içeriğine bakar mısınız işte bunlar hep fotosentez sonrası defektler:)
Ne diyordum; üzüldüğümü bir kenara bırakacak olursak gözüme harika göründüklerini söyleyebilirim. İşte o gün bu gündür pullu kıyafetlere bir tepkim vardı. Pullu kıyafetler esaret gibi gelirdi gözüme. Bir de olması gerekenden süslü bulurdum onları kimseye de yakıştırmazdım. Pullu kıyafet giyineceksen kusursuz olacaksın! deniz kızı gibi o derece :):):)
Şimdi bakıyorum da kusurları örtme yöntemini biliyorsan allı da giyinirsin pullu da!
Kusurdan kastımı tabi ki açacağım!
Pullu kıyafetler insanı olduğundan daha kilolu gösterir!Yani benim fotoğraflarımda göreceğin o göbek var ya; o göbek değil işte hep PUL:):)
Madem kendisini seviyoruz ama kilolu göstermesine katlanamıyoruz çeşitli çözüm yolları arayalım dedim ve benim gözümden işe yarayan çözümleri aşağıda sıraladım.
Ne gibi çözümler;
1. seçenek: Pullu bir etekle muhakkak sakin gösterişsiz bir bluz kullanın!
2. seçenek: Pullu parçalarla bir araya getirdiğiniz tamamlayıcılar aynı renk olsun!Yani etek ne renkse bluz da o renk!
3. seçenek: Pul zaten aksesuar gibidir onunla kullandığınız aksesuarları oldukça küçük seçin ya da aksesuar kullanmayın! (Yazar aksesuarsız duramadığından yine takıp takıştırmış tabi:) kendisini dikkate almayın!
4. seçenek: Pullu pantolonları gün içerisinde giyinecekseniz ayakkabı tercihlerinizi spor ve düz olanlardan yana kullanın! Akşamları ve davetlerde topuklu serbest;) Bu arada bu pantolonlara beyaz gömlek inanılmaz yakışıyor, unutmayın!
5. seçenek: Eğer bedeninize uygun pullu bir parça bulamıyorsanız; boş verin, zorlamayın!
Bu arada;
-Yatay işlenmiş pullar sık işlenmiş olanlardan daha ince gösterir unutmayın!
-Uzun ve ince bacaklarınız varsa pullu kısa elbiselere şans tanıyın.
-Geniş bir üst bedeniniz varsa kesinlikle pulları üst bedende kullanmayın!
-Pullu parçalar, -tabi eğer tek veya büyük bir parça değilse- (Elbise, tulum, balık etek vs) günün her saati tercih edilebilir! Fakat makyaj,saç, ayakkabı, tamamlayıcı diğer parça ve  aksesuar kullanımı oldukça önemli,sakın atlamayın!
Tüm bu yazdıklarımı not ettiyseniz biraz da fotoğraflara bakın;)
Mutlu günler




Bluz: Beymen Club
Etek: Koton
Ayakkabı: Hotiç
Saat: Michael Kors

7 Ağustos 2015 Cuma

beyaz gömlek

Muhteşem Cuma insanları, nasılsınız:)
Ben Mira dan aldığım virüsle savaşıyorum ama enerjim tavan;) Size fotoğraflarını çekinip geçen hafta paylaşamadığım bir kombinimle geliyorum, hazır mıyız?
Şuan Mersin yolundayız Üniversite'den sonra ilk kez gidiyoruz çok heyecanlıyım:) harika kareler biriktirmeyi planlıyorum:) Umarım öyle olur.
Şimdi gelelim posta;
 Tıpkı sizi sevdiğim gibi çok severim kendisini!
Neyi mi?
Beyaz gömleği!
Bu kadar çeşitli giyinmeyi sevmiyor olsaydım sanırım her gün beyaz gömlek giyinebilirdim. Jeanle olan uyumu ayrı, etekle ayrı, şortla ayrı.
Geçen gün bu gömleği görüp direk aşık oldum. Diyeceksiniz neyine?
Sırtındaki pilelerine, yaka kesimine, minik gümüş düğmelerine ve önü kısa arkası uzun oluşuna.
Resmen kırmızı rugan ayakkabı etkisi yarattı bende; başka neyle kombinlesem diye heyecan yapıyorum. (Evet bazı parçaları birçok kombinde kullanmak için heyecanlanırım ben). Hiç duruşunu bozmasın giydikçe giyeyim istiyorum. Yedeğini mi alsam acaba? diyorum, ahahaha:)
Bu sıcakta olacak şey mi? diyenleriniz olabilir aşağıdaki kombini görünce ama diyorum ya sırt pileleri sayesinde sırtım efil efil!
Hiiiç bunalmadım
Sahi, sizin kaç tane beyaz gömleğiniz var?
Beyaz gömlek diyince aklınıza ne geliyor?
Benim; aşk:)
Elle'nin Moda editörü Hafize Çeliktürk bir röportajında diyordu; Beyaz gömlek kırmızı ruj etkisi yaratır. Kombini hep yukarılara taşır...
Bende de kırmızı ruj gibi kırmızı rugan ayakkabı( tabi ki çocuk gözüyle bakarsak yoksa kırmızı rugan ayakkabı giyinmiyorum artık :):) etkisi yaratıyor.
Gömleğimi baş ucuma alıp yatmadım ama bir beyaz gömlek daha almak için heyecanlıyım.
Söyleyin bana, var mı aranızda benim gibi düşünenler, yani beyaz gömlekle aşk yaşayanlar?
Mutlu Cumalar:):)















1 Ağustos 2015 Cumartesi

Yıldızlar Altında

Merhaba akşam akşam bloğumu okuyacak kadar sıkı takipçim olan sevgili okur,
Merhaba 'Tüh dün gece paylaşmış ben sabah fark ettim' diyen uykucu ama bir o kadar güzel okur,
Sana da merhaba günler sonra postumu okuyan okur, sen de çok güzel insansın!
Hepinizi çok seviyorum yahu:):)
Size en güzel günlerimden birinde yaptığımız çekimden kareler getirdim. 
Hazır mısınız?
Bu sefer çok ilginç bulacaksınız ama karelerin arkasındaki kahraman da kamera önünde! Yani Aylin Çifçi.
Neden kamera önünde 
Çünkü Kadir var!
Neden kamera önünde
Çünkü biz bunu yıllar içerisinde sürekli hayal ettik
Neden kamera önünde 
Çünkü yakında pek yakında gerçekleşmesini istediğimiz bir hayalimiz var

Belki yıldızların altında yan yana yatıp hayal kurmadık ama ayrı yataklarda üç ayrı kafa hayaller kurduk,
Gündüzleri çalıştık geceleri hayal kurduk!
Laf aramızda bir ara size çok sağlam bir sürpriz yapacağız üçümüz, ama gün veremiyoruz,  eee gün verirsek davetiye de yollamalıyız değil mi? 

Peki, biz neden biraradayız, ne oldu da yine bir araya geldik? Nereden çıktı bu fotoğraflarına bayıldığım çekim?

Benim biricik erkek kardeşim Uğur mezun oldu, o artık bir Maden Mühendisi. 
Herkesin tası tarağı toplayıp, gidip yerleştiği İzmir'de tam 4 yıldır yaşıyordu. O şehir onu çok mutlu etti ve sonunda mezun da etti. Biz de bunun şerefine bir mezuniyet kahvaltısı düzenledik:)
Tüm aile bir araya geldik tabi bir eksikle. Bu konu biraz duygusal!!! O nedenle önce güne dair stil postunu aradan çıkarmak, sizlerle günün kombinini paylaşmak istedim. Daha sonra bir post daha gelecek hatta videolu bir post:)
Bilirsiniz özel bir gün denilince akla hep rahatsız, standart kombinden uzak tek parça kıyafetler gelir!
Hani şu; tam abla gibi göründüğünüz!!! İşte artık öyle olmasın diyorum. 'Yan yana dizilinen fotoğraflar olmasın' dediğim gibi o kıyafetler de böyle günlerin standartı olmasın istiyorum. Ne dersiniz? Belki benim gibi giyinmezsiniz ama alternatifleriniz olduğunu da bilirsiniz. 

Gelelim o gün ne giyindiğime!!!
Hava sıcak, malum İzmir, 
Konu ciddi, malum mezuniyet!
Konum belli; bildiğiniz abla:)
Ne giyilir ki? 
Giydik işte bir şeyler, bakalım yıllar sonraki Elvin bu kombine bakınca ne der:):) 
- Yıllar sonraki Elvin: 'Hiç birşeyim yokmuş gibi yırtık pırtık kot giymişim yahu, ne saçıma fön çektirmişim ne de bir ayakkabı giymeyi akıl etmişim! Allahım bir de saçıma o yıldızlı şalı takmışım belli ki başım ağrıyordu! O gün şimdi olacaktı ki'
:):)
...

Neymiş üzerimdekiler;
Hafta sonu rahatlığı diyince akla gelen paramparça boyfriend jean, ipek bir bluzla bir araya getirilip, başına bir şal dolarsın ve eline ne geldiyse hem boynuna hem de bileğine takarsın. Gerisi zaten parmak arası terlik!
Sonra da koşturursun istediğin gibi fellik fellik...

Şaka bir yana baya özenerek giyinmiştim!

Mutlu hafta sonları








İşte muhteşem kareler:)





Bluz: Club Beymen
Kot ve şal: Mango
Terlik: Birken Stock
Ahşap kolye ve deri bileklik: Yargıcı
Saat: Fossil
Seramik Turkuaz Yüzük: Selimiye'den ablamın hediyesi:)
Fotoğraflar: Aylin Çifçi & Kadir Söylemez


30 Temmuz 2015 Perşembe

Papatya

İnsanın bazen çocuk olası geliyor
Üstelik gündem bu kadar kötüyken, insanlar akıl almaz şeyler yapıyorken!
Bazen kürek çekmekten yoruluyor insan ve 'başlarım akıntıya' diyip kürekleri bıraksam mı diyor?
'Hem belki o zaman yeniden çocuk olurum' diye geçiriyor içinden
Çocuk kalmak tek çözümü sanırım tüm affedilişlerin
Yapılan hataların tek bir özürle, tek bir öpücükle ortadan kalktığı dünya, çocukların dünyası
İnsan büyüyünce affedemiyor yaşanan vahşeti, akıl almayan sevgisizlikleri
Ama nedeni var sevgisizliğin!
Her çocuk sevgiyle doğmalı hayata,
Hep denir ya 'herkes şanslı doğmuyor'diye
İlk önce bunun çözümü bulunmalı!
İşte ben tüm doğum günlerim sonrasında böyle  hüzünlenirim
Mutluluk, herkes mutlu olunca tam olarak yaşanılan bir duygu diyenlerdenim
Beni mutlu edenlerim var
Küçüklüğümden beri bana papatya diyenlerim var
Kaç yaşıma gelirsem geleyim beni çocukluğuma götürenlerim var
Çocuk gibi o anı, o mutluluğu yaşamamı sağlayanlarım var, çok şükür...
İşte bu yüzden
Her çocuk şanslı doğsun dedim mumumu üflerken
Belki çocukların dünyasına dönüşür Dünya
Belki büyür papatyalar kırılmadan, ezilmeden, boylu boyunca....

Dün bir yaşıma daha girdim sevgili okur. Senden saklayacak değilim şunun şurasında kaç yıllık hukukumuz var:) Tam 33 yaşındayım artık. 30 nasıl bir yaş derken çoktan üzerine 3 yaş daha ekledik bile. Tüm gün toplantı yaptık iş yerinde. Hatta toplantıların en streslisi en önemlisi ben de toplantının en gevezesiydim. Konu mali işler, rakamlar, yarı yıl değerlendirmeler 2. yarı yıl kararlar falan. İçimiz şişti diyebilirim, sanırım biraz iç şişirdim. Ve ilk kez aklımdan bir pasta olsa da bir mum üflesem de bir dilek dilesem de şöyle bir rahatlasak diye geçirdim:):) Sanki mum üflemeden dilek dilenmiyor! Misal içimden geçirdiğim olduğuna göre demek ki yürekten istenen her şey kabul oluyor:):)

Ne diyorduk içimizi rakamlarla analizlerle grafiklerle şişirdikten sonra (çok pis grafik hazırlarım hahah) akşam oldu. Yavaş yavaş anladım ki dünyadaki en büyük şansım olan kocamla birşeyler yapacağız. Sonra bir baktım tek olmayacağız benim çocukluk kahramanım ablam da ve onun dünya neşesi eşi Çağrı'm da bizimle olacak. Eh bebelerde bizimle olacakkk, değmeyin keyfime. Ama içimden ne yalan söyleyeyim 'keşke gelse' dediklerimi de geçirdim. Sonra eve uğrayıp minikleri aldıktan sonra yola koyulduk tekrar işe geldik. İşe yaklaşırken balonlar görüyordum. Uçan balonlar...

Uçan balon severim ben çünkü onun içinde özgür bir ruh var tam istekli tutmazsan uçaaaar gider. Kıymetini yanındayken bilmen gerekir yani:P 

Beklemediğim bir topluluk beklemediğim bir doğum günü kutlaması hazırlanmıştı. Biliyorum her şey güzel kafalı ablamın başının altından çıkıyordu. Öyle olmasa başlık içerisinde neden papatya geçsindi:)
(Benim bir diğer adım papatya aramıza yeni katılan sevgili okur:) Kimliğimde yazmaz ama aile içinde papatya da denir bana. Sen de diyebilirsin ara ara:) )

Muhteşem bir sofra ve pıt pıt gelen sevdiklerim...
Tuzda balık yapmış Fit şefim, enfes mezeler hazırlamış Fitiz Diet Mutfak ekibim. Tatlı bir müzik fondan, tatlı tatlı kartlar bakıyor köşeden kenardan.
Ben bilmeden, fark etmeden hazırlamışlar her şeyi.
Ablam!! O hiç atlamaz doğum günlerini
Doğmuşsun ya bu kutlanacak bir şeydir onun için ve konu yaş almak, yaşlanmak falan da değildir. Aslında katılıyorum; doğmak da büyümek de kutlanası bir başarı örneği...

Lafı uzattım biliyorum ama instagramda dediğim gibi burdan köye yol olmasa da kocaman bir post olacak kadar söyleyeceklerim var.
Yanımda olan, olmak isteyen, gülüşümü seven, anneliğimi takdir eden,öpen, sarılan, bana güzel enerjisini yollayıp enerjime enerji katan yani kürekleri tekrar elime verenlerim, beni geçin de iyi ki siz varsınız...
İyi ki doğdum ve ablamın kardeşi, eşimin eşi, bebeğimin annesi, yeğenimin teyzesi, kardeşimin ablası, sevdiklerimin papatyası oldum.

Hadi bugün benim için GÜLİZ AYLA'dan OLMAZSAN OLMAZ'ı dinleyin ve sevdiklerinize, sevebildiğinize şükredin.
Çünkü hayatın gerisi teferruat
Ve bir gün bu Dünya'yı sadece sevgi kurtaracak...
Not: Fotoğraflar telefon çekimi artık idare edersiniz benim için, neticede doğum günüm:)




Sol üst köşedeki sarı kafamı görebiliyoruz değil mi? Görüyorsak sıkıntı yok devam edebiliriz:):)
Aşığım balonlara bakışına:)
Çocukluk kahramanım, hayal dünyamın eşsiz prensesi, ablası, minik annesi....


Benim bu konudaki tam tersim fotoğraf çekilmeyi hiç sevmeyen ama Dünya'da tatlılıkta eşi benzeri olmayan bir kocam var:)


Öyle bir dostum var ki ondan bir tane daha yok:)
Hayatımın çifti:)
Senin yaptığın tasarımların şirinliğine bayılıyorum canım Özgem:)

Biricik Nanamız:) Aramızda olmasını çok istediğim Vesilemiz için bu kare...
Dünya'nın en güler yüzlü en tatlı en özenli personeli, diyetisyeni olma ünvanını sana veriyoruz Tuğçe'cim. Çok seviyorum seni çok:)
Ve Çağrı'm, poz verdiğinde yeri göğü sarsan, kameraları çatlatanım:)
Biricik sarı kafamız Duygu,eski yaşım seni yeniden aramıza kattı:) Bu arada Kenan fotoğrafın çok kötü çıkmış o denli yakışıklı olup da kötü poz verdiğin için seni aramıza alamıyorum:) Cezalısın:P
Çılgın Fit şefim, eli lezzetlim, lezzet mucitim:) Her şey yine harikaydı sana ve tüm Fitiz Diet Mutfak ekibine bayılıyorum:)
Organizasyon canavarım Rana'cım:)
Mira'dan sonra en sevdiğim yanaklım:)
 Bu iki bıdıkla iyi ki önceden bir fotoğraf çekinmişiz çünkü gece gece bizimle oturmayıp parka gitmeyi tercih ettiler yurgagül teyzeleriyle:):) Ve bizde Yurgagül (Yurdagül) Hanım sayesinde çok güzel vakit geçirdik. İyi ki varsınız Yurgagül teyzemiz:)




Bana teyze demeyip papatya gibisin dediler:):):) Bu kadar gülmeyip de ne yapabilirim:)
Hepinizi sever, sarılır sonra da işimin başına dönerim:)




Tulum: Polo Garage (Yeni sezon) canım ablamın hediyesi
Espadril: Mudo Consept
Aksesuarlar: H&M (Canım kardeşim Uğur'un hediyesi)
Yer: Fitiz Diet Mutfak (tuzda balık dahil her şey harikaydı acaba Balık lokantası da mı açsanız:)